Vaginal kuruluk neden olur

VAJİNAL KURULUK (İLİŞKİDE KURULUK)
CİNSEL İLİŞKİDE KURULUK OLMASI

Sağlıklı bir cinsel ilişki için vagina kayganlaşmış olmalıdır. Vagina girişinde ve rahim ağzındaki özel salgı bezleri kaygan bir sıvı salgılayarak vajen kayganlığını sağlamaktadırlar. Bu salgı ilişki öncesi dönemde kadının cinsel olarak uyarılması ile artar, buna halk arasında “vajina ıslanmıyor veya sulanmıyor” denir. Bazı durumlarda vagina kayganlığı yeterli olmaz ve vajinal kuruluk (ilişkide kuruluk, ıslanmama, sulanmama) yakınması oluşur. Böyle bir durumda cinsel ilişki beklenen düzeyde değildir ve kadın açısından ağrılı olabilir.
Vaginal kuruluk yakınması genellikle menopoz sonrası yıllarda kadınlık hormonu eksikliğine bağlı olarak oluşur ve hormonal ilaçlar ya da kayganlaştırıcı ilaçlar ile giderilir.

Vaginal kuruluk neden olur?
– Adetin bazı dönemleri
– Menopoz dönemi
– Emzirme dönemi
– Gebelik: Vajinal kuruluk gebelşğin ilk haftalarında hemen başlayan bir belirti değildir bu nedenle hamilelik belirtisi olarak değerlendirilmemelidir.
– Yeterli cinsel uyarının olmaması
– Cinsel isteksizlik
– Stres
– Vajinal duş yapma
– Vajinal tampon kullanımı
– Bazı ilaçlar
– Vajinal enfeksiyonlar ve mantar enfeksiyonu: Kuruluğa kaşıntı ve yanma da eşlik eder genellikle.
– Hormonal dengesizlikler

Bazı durumlarda ise cinsel ilişkiye başlama yani ön sevişme döneminde vajinada kayganlaşma (ıslanma) olmasına rağmen ilişki sırasında tekrar kuruma ve ağrı başlar, ilişki sırasında yanma şeklinde şikayet devam eder. Bunun nedeni genellikle enfeksiyonlardır veya psikolojik ilişkiden kaçınma olabilir. Erkeğin vajina içerisine girmesinden önce vajina ıslanıp kayganlaşsa da enfeksiyon nedeniyle ilişki başladıktan sonra olan sürtünmeler nedeniyle vajina içerisinde tahriş ve kuruluk tekrar başlar.

Tedavi:
Vaginal kuruluk nedeni saptandıktan sonra tedavi ona göre planlanır. Günümüzde bu amaçla vajen kayganlığını arttırıcı jeller kullanılmaktadır. Jel cinsel ilişki öncesi vajene uygulanarak vajen kayganlığı sağlanmaktadır ve ilişkide kuruluk giderilmektedir. Menopoz sonrası dönemde ise ya kayganlaştırıcı ilaçlar yada vajen içerisine uygulanan hormonal (östrojen içeren) krem yada tabletler kullanılabilmektedir.
Bitkisel tedaviler yani bitkisel ilaçlar, otlar, kürler, çaylar, yiyecekler, içecekler vajinal kuruluk açısından fayda sağlamaz, kadının veya erkeğin ilişkide kuruluk hissini gidermez. Sadece bitkisel tabanlı olan ve eczanelerde satılan özellikle cinsel ilişkide kayganlaştırıcı madde olarak üretilmiş ürünler kullanılabilir.

Hamilelikte ve adet öncesi vajinal kuruluk:
Hamilelik döneminde ve adet öncesi dönemde artan progesteron hormonu nedeniyle vajinada kuruluk ve ilişkide ıslanamama şikayetleri ile hastalar başvurabilir. Bu her kadında rahatsız edici düzeyde olmaz. Gebelik sırasında kullanılabilen kayganlaştırıcı jelleri hamileler kullanabilir. Adet öncesi olan kuruluk adet kanamasının bitmesi ile östrojen hormonu sayesinde geçer ve vajina kaygan hale gelir.
Ancak vajinal kuruluk hamilelik belirtisi olarak düşünülmemelidir çünkü hamileliğin ilk günlerinde veya ilk haftalarında hemen başlamaz genellikle. Adet gecikmesi varsa belirtilere güvenmeden gebelik testi için doktora başvurmak en garanti yöntemdir.

Doğumdan sonra vajinada kuruluk olması:
Normal doğum veya sezaryen farketmeksizin her doğumdan sonra emzirme nedeniyle prolaktin (PRL) hormonu seviyesi artar, östrojenin de azalması ile vajinada kuruluk gelişir. Bu durum doğumdan sonra bir kaç ay sürebilir. Emziren annelerde aha uzun sürebilir.

Vajinal kuruluk vajinismusa neden olur mu?
Vajinal kuruluk nedeniyle ilişkiden kaçınmak ile vajinismus nedeniyle ilişkiye girememek tamamen farklı şeylerdir. Vajinismus olan kadın kayganlaştırıcı veya kuruluğu giderecek ilaçlar kullansa da ailişkiye giremez, vajinismus tedavisi gerekir. Ancak kuruluk nedeniyle ilişkiye giremeyen kadında ilişki korkusu yoktur sadece kuruluk nedeniyle ilişki sırasında ağrı ve yanma olmasından korktuğu için ilişkiden çekinir, bu nedenle ilişkiden zevk alamaz.

Hormon tedavisinin dikkat edilmesi gereken durumlar

MENOPOZDA HORMON TEDAVİSİ
MENOPOZDA HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ (HRT)

Hormon replaman tedavisi siklik ya da devamlı, ağızdan ya da transdemal (cilt yoluyla) ya da transvajinal yollarla uygulanabilen östrojen ve progesteron ya da sadece östrojen şeklinde uygulanabilen bir tedavidir. Bütün bu uygulanış şekillerinden hangisinin seçileceği hastaya göre planlanır.

Hormon tedavisi planlandığında tam bir jinekolojik muayene ve papsmear testi, çeşitli kan ve idrar testleri, karaciğer böbrek ve kolesterol ile ilgili kan testleri, mamografi ve meme ultrasonografisi mutlaka yapılmalıdır.

Günümüzde hormon replasman tedavisi (HRT) önerilen durumlar:
Menopoz yıllarına yaklaşmış ve seyrek adet gören hastalara eğer düzenli adet görmek istiyorlarsa hormon replasman tedavisi başlanabilir.
Ameliyatla genç yaşlarda yumurtalıkları alındığı için menopoza giren hastalarda da hormon tedavisi önerilir. (Rahim de alınmışsa sadece östrojen içeren tedavi önerilir.)
Menopoza tam olarak girmiş ve artık adet görmeyen hastalarda ise ancak orta ya da şiddetli derecede sıcak basması (vazomotor semptomlar) varsa HRT önerilmektedir. Vajinal kuruluk ve atrofi gibi semptomlar varsa vajinal krem ya da tablet şeklinde lokal hormon tedavisi önerilir. Bunun dışında kalp hastalıklarından korumak, osteoporozdan (kemik erimesi) korumak vb. hastalıklardan korumak amacıyla hormon tedavisi artık günümüzde önerilmemektedir.

Hormon tedavisinin faydaları:
Estrojen tedavisi etkisini en hızlı şekilde sıcak basmalarında gösterir. Menopoz sıcak basma şikayeti olan hastaların %75inde düzelme sağlar. HRT uyku bozukluklarını düzeltir. Menopoz döneminde ortaya çıkan anksiyete (sıkıntı), depresyon (içe dönüklük) ve hafıza bozuklukları gibi sorunlarda da etkilidir.Alt ürogenital sistemdeki olumsuz değişiklikleri önlemek amacıyla bu dönemde kullanılan lokal veya sistemik estrojen; vaginal kuruluk, ilişkide ağrı hissi gibi atrofik vaginadan kaynaklanan problemleri ortadan kaldırır. Alt idrar yollarında menopoz sonucu gelişen sık idrara çıkma (pollaküri), zor idrara çıkma (disüri) ve idrar kaçırma gibi şikayetlerde düzelme sağlar

Hormon kullanımına engel oluşturan durumlar:
– Yeni geçirilmiş kalp krizi
– Geçici iskemik atak
– Geçirilmiş inme (serebrovasküler olay)
– Beyin damar tıkanıklıkları
– Karaciğer fonksiyonlarının bozuk olması
– Östrojen ile ilerleyen tümör varlığı (Meme veya endometrium kanseri)
– Tromboemboli (damar tıkanıklığı) geçirmiş olmak
– Nedeni henüz bulunamamış vajinal kanama olması

Hormon tedavisinin dikkatli verilmesi gereken durumlar:
– Yüksek tansiyon
– Safra kesesi hastalıkları ve safra taşı
– Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
– Trigiliserid yüksekliği
– Migren
– Epilepsi
– Miyom
– Endometriozis

Menopozda hormon replasman tedavisi alanlarda özellikle de ilk 3 ayda düzensiz vajinal kanamalar olabilir ve bu tamamı ile normaldir. Fakat daha sonraki dönemde olan vajinal kanamalar çok önemlidir ve kesinlikle doktora başvurmayı gerektirir. Hormon tedavisi dışında başka sebepleri olabillir bu kanamaların. (Menopoz sonrası dönemde kanama konusuna bakınız.)

HRT ile oluşabilecek yan etkileri içeriğindeki östrojenin ve progesteronun oluşturduğu yan etkiler şekilde iki grupta anlatılabilir:

Rahim İç Tabakasının Aşırı Kalınlaşması

ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ (RAHİM İÇ TABAKASI KALINLAŞMASI)
ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ (Rahim İç Tabakasının Aşırı Kalınlaşması)

Rahimin iç kısmını döşeyen zar tabakasına endometrium adı verilir. Endometrium, sürekli yenilenme dönemleri yaşayan bir dokudur. Görevi gebelik esnasında gebelik ürününe yataklık etmek ve gebeliğin sonuna kadar onu taşımaktır.

Endometrial hiperplazi rahim içini döşeyen bu zardaki endometrial hücrelerin aşırı büyümesidir. Perimenopoz (menopoz öncesi) ve menopoz dönemindeki kadınlarda sık görülür. Progesteron içermeyen preparatlarla hormon replasman tedavisi görmek, ovulasyon (yumurtlama) bozuklukları, polikistik over sendromu, şişmanlık, hiperandrojenizm (erkeklik hormonlarının fazla salınması), menopoza geç girmek, doğum yapmamış olmak, aile öyküsü pozitif olmak, şeker hastalığı, sosyokültürel düzeyi yüksek olmak endometrial hiperplazi için risk grubunu oluşturur.

Tanı:
Rahim içerisinden endometrial biyopsi (probe küretaj) ile rahim içini döşeyen dokudan örnek alınır. Bu işlem ile elde edilen hücrelerin patolojik incelemesi ile tanı konur.